Bir şehir değişirken yalnızca binaları değişmez. Sokakların kullanım biçimi, mahalle ilişkileri, dükkânlar, boşluklar, gündelik ritimler ve insanların şehirle kurduğu bağ da dönüşür. Fotoğraf bu değişimin tamamını durduramaz; fakat belirli bir anda neyin orada olduğunu kayda geçirerek şehrin gelecekte nasıl hatırlanacağını etkileyebilir.
İstanbul bu açıdan güçlü bir örnek. Kentin modernleşmesi, büyümesi ve yeniden yapılanması uzun zamandır fotoğrafla birlikte izleniyor. On dokuzuncu yüzyıldaki Abdullah Frères görüntülerinden Ara Güler’in yirminci yüzyıl İstanbul’una, günümüzün dönüşüm alanlarını belgeleyen fotoğrafçılara kadar uzanan görsel birikim, şehrin yalnızca nasıl göründüğünü değil, nasıl değiştiğini de okumaya imkân veriyor.
Fotoğraf belge olmaktan fazlası olduğunda
2026’da yayımlanan bir araştırma, Murat Germen’in İstanbul’un 2000 sonrası dönüşümünü belgeleyen çalışmalarını “photographic counter-memory” yani fotoğrafik karşı-hafıza kavramıyla inceliyor. Çalışma özellikle Fikirtepe ile Bağdat Caddesi gibi dönüşüm alanlarına bakarak fotoğrafın resmî veya baskın kent anlatılarının dışında kalan izleri saklayabileceğini savunuyor.
Buradaki önemli fikir şu: Bir dönüşüm projesi tamamlandığında yeni yapılar görünür olur; fakat onların yerini aldığı gündelik hayat kolayca görünmezleşebilir. Fotoğraf eski bir binanın görüntüsünü saklamaktan daha fazlasını yapabilir. Mahallenin ölçeğini, sokaktaki insan ilişkilerini, tabelaları, boşlukları ve zamanla önemsiz sanılabilecek ayrıntıları da kayda geçirir.
Aynı yere yeniden bakmak
Kentsel hafızayı görünür kılmanın en çarpıcı yöntemlerinden biri aynı noktayı yıllar sonra yeniden fotoğraflamaktır. Galata üzerine yapılan bir çalışma, 2003’te çekilen fotoğrafları 2025’te aynı çekim noktalarından üretilen görüntülerle eşleştirerek 22 yıllık süreklilikleri ve kopuşları incelemiştir. Böyle bir karşılaştırmada değişim soyut bir kavram olmaktan çıkar; aynı kadrajın içinde ölçülebilir hale gelir.
Bu yöntem aynı zamanda fotoğrafın hafıza için neden güçlü olduğunu gösterir. İnsan belleği bir sokağın geçmişte tam olarak nasıl göründüğünü yeniden kurmakta zorlanabilir. Eşleştirilmiş fotoğraflar ise cephelerden sokak mobilyalarına, yapı yoğunluğundan kullanım biçimlerine kadar değişimin somut izlerini yan yana getirir.
Arşivler şehrin ikinci hafızasıdır
Fotoğrafın değeri yalnızca tek tek güçlü karelerde değildir; arşiv oluşturulduğunda başka bir ölçek ortaya çıkar. İBB Atatürk Kitaplığı’nda dijitalleştirilen Eleonora Arhelaou koleksiyonu bunun iyi örneklerinden biridir. Yaklaşık üç bin fotoğraftan oluşan arşiv, özellikle 1989–1996 arasında Beyoğlu, Eminönü, Gedikpaşa, Kumkapı, Mahmutpaşa, Şişli, Pangaltı, Fatih, Balat ve Fener gibi bölgelerde değişen kent dokusunu izlemeye imkân verir.
Ara Güler’in İstanbul fotoğrafları da benzer biçimde tek tek estetik görüntülerin ötesine geçmiştir. Araştırmacılar bu fotoğrafları modernleşme, göç, kentsel yenileme, kozmopolit geçmiş ve nostalji tartışmaları içinde değerlendirmiştir. Böylece fotoğraf hem tarihsel belge hem kültürel anlatı haline gelir.
Görsel hafıza yalnızca binaları saklamaz
İstanbul’un fotoğrafik hafızasına ilişkin çalışmalar giderek yalnızca mimariyi değil, insan ve doğa ilişkilerini de kapsıyor. 2024 tarihli bir çalışma, çağdaş fotoğraf projelerinin İstanbul’un tehlike altındaki ekolojilerini kültürel mirasla birlikte ele aldığını gösteriyor. Bu bakış, “şehir hafızası” dediğimiz şeyin yalnızca taş yapılardan oluşmadığını hatırlatıyor: kuşlar, kıyılar, boş araziler, bitkiler ve insanların bu çevrelerle kurduğu ilişkiler de kentsel geçmişin parçası.
Bu nedenle şehir fotoğrafçılığının en ilginç tarafı belki de “güzel İstanbul fotoğrafı” üretmek değildir. Asıl değer, bugün sıradan görünen bir ayrıntının yarın artık var olmayabileceğini fark etmektir. Bir tabela, bir dükkân cephesi, bir vapur iskelesi, bir boş arsa veya mahalledeki gündelik hareket yıllar sonra şehrin nasıl değiştiğini anlamanın temel kanıtlarından biri olabilir. Fotoğraf şehri dondurmaz; fakat değişimin içinden bazı izleri kurtarır. İstanbul gibi sürekli yeniden yazılan bir kentte görsel arşivlerin önemi de burada ortaya çıkar: bize yalnızca geçmişte ne olduğunu değil, bugünün hangi parçalarının gelecekte hatırlanmaya değer olabileceğini düşündürür.
Reference Article
Özfiliz, S. & Akpınar, İ. (2026). Photographic counter-memory as urban resilience: Evaluating Murat Germen’s photographic practice in Istanbul’s urban transformation since 2000. Journal of Design for Resilience in Architecture and Planning, 7(2), 357–378. DOI: 10.47818/DRArch.2026.v7i2218.
References
İBB Atatürk Kitaplığı. Eleonora Arhelaou Collection. Yaklaşık 2.956 İstanbul fotoğrafından oluşan dijital koleksiyon.
Biket, A. P. (2025). Kentsel Hafızayı Galata’nın 22 Yılı Üzerinden Okumak. DOI: 10.5281/zenodo.17014258.
Golonu, B. (2024). At the crossroads: photography, ecology and heritage in Istanbul. Journal of Visual Culture, 23(2), 168–194. DOI: 10.1177/14704129241238380.
Türeli, İ. (2010). Ara Güler’s Photography of ‘Old Istanbul’ and Cosmopolitan Nostalgia. History of Photography, 34(3), 300–313. DOI: 10.1080/03087290903361373.
